Antalyalılar Neler Yapıyor?

Antalya’ya gittim geldim. Hatta üstünden de baya uzun zaman geçti. Neler gördüğümü neler öğrendiğimi yazmaya bir türlü fırsatım olmadı. Zaten depresyon grisi günler geçiriyoruz. Azıcık güneşli Antalya havası gelsin üstümüze.

antalya_2_fhd

Antalya Şubat ayında bile sıcak olmaya çalışan güzide bir şehrimiz. Bir gün Konyaaltı sahilinde montsuz gezebilmiştim mesela. Ellerimi ve yüzümü güneşe dönmüştüm, şimdi düşününce bile içim ısındı ❤ Ellerinde ıvır zıvırlarıyla altın arayan amcaları seyretmiştim, meditasyon yapmıştım. Kimsenin beni tanımadığı yerlerde olmayı ve onun verdiği duyguyu çok seviyorum. İstanbul’da bir sahil kenarında oturup da meditasyon yapamam mesela. İstanbul’a o kadar güvenmiyorum zaten. Neyse Antalya’nın hava durumuna geri dönelim. Tabi benim bulunduğum ilçe merkeze bir saat uzaklıkta bir yer olduğu için hava sıcaklıklarında Antalya ile baya fark vardı. Hatta bir ara 2-3 gün fırtınalar koptu da şok oldum. Keşke Antalya’ya gelmeseydim de aklımda hep güneşli ve cıvıl cıvıl kalsaydı dediğimi bile hatırlıyorum. Yine de güneşi yakaladıkça çıktım, gözüm arkada kalmadı =D

Antalya gerçekten çok güzel bir şehir ama gözlemlediğim kadarıyla turizm olmasa orası da ekonomik olarak oldukça kötü durumda. Pek fazla iş alanı yok. İnsanların neden oradan gitmeye çalıştığını bu kez anladım. İş yok çünkü. Ya turizm alanında ya da sağlık alanında olmak gerekiyor. Bu ikisinin dışında para kazanılmıyor ve iş de yok. Ziyaret ettiğim bir arkadaşımla üniversiteden aynı bölüm mezunuyuz. O, turistlere kalacak yer kiralayarak geçiniyor. İşini çok seviyor, çok sosyal, çok çalışkan, çok zeki bir insan. Hizmet sektörünü de baya sevmiş. İşinde de iyi yalnız. Beni ağırlamasından belliydi zaten. Çok memnun kaldım. Keşke zamanım olsaydı da bir kez daha görebilseydim.

Ziyaret ettiğim bir diğer arkadaşım işsizdi. Onu da yüksek lisansımdan tanıyorum. O da çok çalışkan, çok güler yüzlü ve çok efendi bir kızdır. Bir kaç gün önce haberleştik, yazılı bir mecrada işe başlamış, çok sevindim. Onun öncesinde ama sanırım 1 sene kadar iş bulamamıştı. Bizim sektörlerde iş pek yok. Olanı da asgari ücretten hallice. Mesela üniversitede bir ilan görüyorsunuz, öğretim görevlisi ya da araştırma görevlisi olarak kabul edilseniz bile maalesef alacağınız maaş aşağı yukarı asgari ücret. Tek bir devlet üniversitesi var, o da pek fazla ilana çıkmıyor zaten.

İş olsa, Antalya gerçekten yaşanılacak bir yer olabilir. Ama tabii merkezdeysen ya da araban varsa =D Havası güzel, havanın sıcaklığı güzel soğuk hava pek uğramıyor, uğrasa bile maksimum bir ay kalıyor. Deniz var, denize ulaşımın kolay. Kalabalık yok, trafik yok. Sakin bir yer. Ama… Tabii ki burada bir ama var. Ama merkezden bir tık fazla uzaklaşsan kendini bir köyde bulabiliyorsun. Otobüsü saatte bir geçen ve varması bir saatten uzun süren bir köyden bahsediyorum. Araban varsa okey, yarım saatte her yerdesin ama toplu taşıma işi pek oturmamış oralarda. Bir de mesela, İstanbul’a o kadar laf ediyorum ama canımız sıkıldığında her yere gidebilme imkanımız var. Sergi, tiyatro, konser, kurs ne istersek! Adalar var, boğaz var, ne bileyim ya. Bu yazıyı okuyorsanız bana kızmayın ama, bir köyde yaşayacaksam İtalya’nın köylerini tercih ederim =) Çünkü orada otobüs durağında oturmuş otobüs beklerken sinsi sinsi yaklaşıp, kimsin, kimlerdensin, kime geldin, anan-baban nerde diye sorguya çeken, kendi çapında nüfus müdürlüğüne soyunmuş dayılar dedeler yok en azından.

fundaninharikalardiyari.wordpress.com – © 2020 – Tüm Hakları Saklıdır.

Bir Yorum Bırakabilirsin

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s