Yeni Soyadının Hikayesi

Gelelim Napoli Serisi’nin ikinci kitabı olan “Yeni Soyadının Hikayesi”ne… Bugün biraz daha bu seriden bahsetmek istiyorum. Aşağıya minik bir özet yazacağım ama daha ayrıntılı okumak istersen ilk kitap ile ilgili yazdığım yazıya buraya tıklayarak ulaşabilirsin.

Benim Olağanüstü Akıllı Arkadaşım, 60lı yaşlarının sonunda ortadan kaybolan Lila ile başarılı bir yazar olmuş en yakın arkadaşı Elena’nın çocukluk ve ergenlik yıllarına odaklanmış bir kitaptı. Yarım yüzyılı aşmış bu arkadaşlığın köken hikayesini anlatmıştı. Aynı mahallede oturan, aynı okula giden, çocukluk arkadaşı Elena ve Lila’yı birinci cildin sonunda 16 yaşındaki Lila’nın düğününde bırakmıştık. Çok genç yaşta evlenmeye karar veren Lila, bunun için mahalledeki şarküteriyi işleten Stefano’yu seçmişti. Ailesinin ilkokuldan sonra okumasına izin vermediği Lila, aynı yıllarda ortaokula giden Elena’dan hem çok farklı hem de birebir aynı dertlere sahipti. Elena ise konu her ne olursa olsun Lila’nın dertlerini ondan fazla sırtlanmaya dünden razıydı.

-Şimdi spoiler verebilirim, ona göre okuyun :D-

İkinci kitap “Yeni Soyadının Hikayesi” ise kızların ilk gençlik yıllarına ve Lila Cerullo’nun, Lila Carracci olma hikayesine odaklanmış, yine birbirinden çarpıcı olaylar anlatmış ve birer yetişkin olmalarına ramak kala bitmiş. Bu serinin bitişleri gerçekten ilgi çekici bu arada. Yazar her seferinde bombayı atmış ve kaçmış. İnanılır gibi değil.

İlk kitapta Lila’ya mahallenin mafyası Marcello da aşık olmuştu. Ama Lila o güne kadar nefret ettiği, korktuğu, engel olarak gördüğü ve iğrendiği her şeyi Marcello’ya yüklemiş onunla evlenmekten kaçmak için elinden geleni yapmıştı. Bu sırada da Stefano’nun dikkatini çekmiş ve ondan aldığı teklifi değerlendirmişti – Daha doğrusu onu bunun için manipüle etmişti desem yanılmam -. Stefano’nun onu bu durumlardan kurtaracağını düşünmüştü. Stefano’nun zenginliği, ilgili görünmesi, Lila’nın istediği şeyleri yapması, yaratıcılığına zekasına üretme gücüne hayranmış gibi davranması da Lila’nın bu düşüncesini kuvvetlendirmişti. Düğün gününde kocası Stefano’nun da kaçtığı her şeyi temsil eden bir adam olduğunu, onun da sadece parayı düşündüğünü ve bunun için gerektiği kadar küçülebileceğini fark ettiğinde artık bu karanlık çukurdan kaçamayacak evli bir kadın olmuştu. Her şeye karşı çıkıp Stefano’dan kurtulmaya çalıştığında ise karşılaştığı şey dayaklar ve tecavüzler serisi olmuştu. Stefano’dan bir çocuğu olması fikrinden de o kadar nefret ediyordu ki hamile kalmasının üstünden fazla geçmeden çocuğu düşürmeyi de başarmıştı.

Lila’nın dünyasında bunlar oluyorken Elena’da ortaokula ve liseye gitmeyi başarmış, bilgisine bilgi katmış ama maalesef Lila’nın küçük dünyası ve büyük emirleri arasına sıkışmış kalmıştı. Ben ömrümde bu kadar saçma bir karakterin olduğu hiçbir şeyi takip etmedim aslında. Elena gerçekten sevilebilecek bir karakter değil. Özgüvensizliği, Lila’nın kuklası oluşu, tüm o zekasına rağmen çevresinden bihaber oluşu, etrafında sahip olabileceği muhteşem şeyleri görmeyip sadece Lila ve Lila’nın sahip olduklarına olan özentisi seri boyunca beni benden aldı. Lila’dan çok daha güzel ve çok daha zeki olmasına karşın kendisini hep daha aşağıda görmesi, Lila’nın ilgisi için çıldırması, Lila yokken kendisini bir HİÇ olarak görmesi, Lila’nın en ufak bir yan bakmasıyla bile paramparça olması ya da ufacık bir sevgi gösterisiyle çıldırıp onun için her şeyi yapması, hayatının defalarca mahvetmesine rağmen yine de Lila’dan kopmaması kalbimi sıkıştırdı cidden. Ama yine de okudum mu? Okudum valla 🙂

İşte tam burada kızların hayatındaki bir başka belirleyiciden, Nino Sarratore’den bahsetmem gerekiyor. Nino, kızların hem okuldan hem mahalleden arkadaşı, Elena’nın çocukluktan kalma tek ve en büyük aşkı. Kızlar kadar zeki olmasa da yine de oldukça zeki bir çocuk. Büyüyünce de çok yakışıklı bir genç adama dönüşüyor. İlk kitapta babasının çapkınlık hikayeleri yüzünden mahalleden ayrılmadan hemen önce Elena’ya büyüyünce onunla evleneceğini söyleyip kızın aklını daha o yaşta alıyor. TAM BİR İTALYAN ERKEĞİ. Elena da 16-17 yaşına kadar buna umuda sarılıyor. Tabi Lila’nın hayatında biri olduğu için o da illa birine sahip olması gerektiğini düşündüğünden o sırada Antonio ile sevgili oluyor. Hatta dönem dönem başkalarıyla da sevgili oluyor ama Nino’nun yeri hep aynı kalıyor. Nino’yu almak için hiçbir girişimde bulunmuyor, hep geriden izliyor onu. Bu da yine onun kendini değersiz ve aşağıda gören kişiliğe çok uyuyor aslında. Kendini kesinlikle Nino’ya layık bulmuyor. Sonunda da olan oluyor, kader ağlarını örüyor ve ava giderken avlanırken Nino’yu da Lila’ya kaptırıyor…

Hikayenin nasıl buralara kadar geldiğini anlatmayayım ama, bu kitabın içinde Lila’nın Carracci olmaya çalışırken Nino’ya deli gibi aşık olması, hamile kalması, Stefano’dan ayrılıp Nino ile birlikte olmaya çalışırken ülkede patlayan sağ-sol gerilimi, Nino’nun tamamen YAVŞAK bir adam olduğu için Lila’yı 23 gün beraber yaşadıktan sonra hamile şekilde ortada yalnız başına bırakmasına kadar onlarca olay yer alıyor. Tabi bu sırada Elena, Nino’ya aşık olduğundan asla bahsetmiyor ve yine dramaların dibine oynuyor. Lila’nın yine de bir dediğini iki etmiyor. Sadece arada pasif-agresif laflar sokuyor, o kadar. Bu arada onun için de güzel şeyler oluyor tabii. Pisa’da bir üniversiteye kayıt olma hakkı kazanıyor ve Napoli’yi terk edip buraya yerleşiyor. Üniversitede edindiği ilk sevgilisi ona onlarca birbirinden güzel kapı açıyor ama Elena hayatındaki şansı ve güzelliği fark edip bunlara tutunacağına yine her zamanki gibi Lila’sı çağırdığı anda yollara koyulup onun için hizmete hazır bir hale geliyor. Bunların ardından Elena’nın şansı bir kez daha yaver gidiyor ve üniversitedeki ikinci erkek arkadaşı ile tanışıyor. Pietro Airota, kültürlü ve gelenekten gelen bir ailenin kültürlü ve çalışkan oğlu olarak Elena’ya her konuda yardım ediyor. Her ne kadar Elena’nın gözünde hiçkimse Nino’nun yerini dolduraması bile, Elena hayatına giren her adamı seviyor da aslında. Pietro için kendi hayatıyla harmanladığı bir öykü yazıyor ve Pietro bunu annesine ulaştırınca, onun bağlantıları sayesinde kitap bastırılıyor. Elena’nın ilk kitabı da bu şekilde ortaya çıkmış oluyor.

“Yeni Soyadının Hikayesi” biterken sıkılmış Nino tarafından terk edilen Lila’yı ilk çocuğu Rino’yu doğurmuş, kocası Stefano’yu terk etmiş, küçük bir kasabanın küçük bir evinde mahalleden arkadaşı Enzo ile yaşarken bırakıyoruz. Elena’yı ise Pietro’dan evlenme teklifi almış, kitapları satmaya başlamış, entellektüellerin camiasında kendine yer yapmışken, imza gününe gelip onu şoka sokan Nino’nun varlığıyla… Ah şu Nino….

Eh 3. kitap da bir sonraki yazıya 😀

fundaninharikalardiyari.com – © 2021 – Tüm Hakları Saklıdır.

2 thoughts on “Yeni Soyadının Hikayesi

Bir Yorum Bırakabilirsin

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s